medine's profileDE Kİ:EY KİTAP EHLİ GERÇ...PhotosBlogListsMore Tools Help
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

.

                                  

.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketGÜNEŞİN OLSUNPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa
Ya da fırtına olsa.
Gök bulutlarla
Dünya kavgayla dolsa

Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla
En karanlık gününü
Bir şarkın olsun gönlünde
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar boğsa bile
Bir şarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder atlatmaya
En yalnız gününü
Başkaları içinde bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalımda
Ve seni mutlu edecek her şeyi
Söyle onlara da
Bir şarkın olsun dudaklarında
Yitirme sakın cesaretini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak.

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

                       

.

 Image Hosted by ImageShack.usPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket Image Hosted by ImageShack.us

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketGÖZLERİN KAL DİYORPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor dudakların git
Bakışın anahtar, gözlerin kilit
Ellerin aç diyor, dudakların git.

 Image Hosted by ImageShack.us

Ayrılık; dönüşü olmayan nehir
Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir
Gözyaşın kal diyor, dudakların git.

 Image Hosted by ImageShack.us

Gidersem, bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam, kalbime yenileceğim
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal diyor, dudakların git.

  Image Hosted by ImageShack.us

Duvardan insin mi resimlerimiz,
Yabancı olsun mu isimlerimiz?
Ya o, deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor, dudakların git.

 Image Hosted by ImageShack.us 

Bu roman da biter belki birazdan
Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan
Ağlıyor besteler yine hicâzdan
Şarkılar kal diyor, dudaklar git...

 Image Hosted by ImageShack.usPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket Image Hosted by ImageShack.us

.

    ANNE SEVGİSİ
    Günün birinde zengin vede şöhretli bir adam bir rüya görür
    Bir parti vermiştir. partide onu seven dosları ve akrabaları
    kalabalık bir vaziyette ortalığı şen bir hale dönüştürür.
    Eglence bütün hızıyla ve bütün coşkusuyla sürmektedir.
    Dosları çevresi akrabaları hep onun yanında ve çevresindedir.
    Aniden kendisine bir ses gelir Ecele gideceksin.Kendisini ve
    bütün partidekiler aniden kendilerini kızgın güneşin altında.
    Kumsalda bulurlar genç adam denize doğru yürümek mecburiyetinde
    Eceline doğru yürümeye başlar. Biraz yürüdükten sonra arkasına
    bakar dostlarından ve akrabalarından kimse kalmaz .
    Onunla beraber yürüyen sadece ailesi kalmıştır. biraz daha
    yürümeye başlayınca kum dahada kızgınlaşmış ayakları
    yakmaya başlar kızgın kuma baktıgı zaman sadece 6 ayak izi
    görmeye başlar 1 çift kendisinin 1 çift babasının 1 çiftte annesinindir
    Eceline doğru yürümeye devam ederken kızgın kum şiddetini
    arttırır ve bakarki kumdaki ayak izi 4 e düşmüştür . Bir kendisinin
    bir de annesinin devam eder biraz daha ilerledikten sonra kuma
    doğru batmaya başlar  bakar ki kumdaki ayak izi 2 ye düşmüş.
    O an ağlayarak ey büyük ALLAHIM ecelime giderken çevrem ailem
    beni terk etti daha sonra ise babam beni terk etti bu acıya
    dayanamadı senin rahmetinden olan annem oda beni terk etti.
    Diyerek ağlamaya başlar. Aniden haykırır annecim nerdesin
    neden beni biraktın. Bu arada altta bir ses evladım: yerdeki
    ayak izleri benim ayak izlerimdir. kum çok sıcak hemde batak
    senin acı çekmene dayanamadım Aşağı bak evladım omuzlarımdasın.
 
     İşte : yüze ALLAHIN canlı dünyasına
     indirilen rahmetin en yücesi annelerdir.
  

VEDA HUTBESİ

Hz. Peygamber'in, hicri 10. yilda yaptigi Veda Hacci'nda sayilari yüz on dört bini bulan haciya hitaben irad ettigi hutbe. Peygamber (s.a.s) bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyecegini bildirip vefatinin yaklastigini ima ettigi, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini dogruladigi için bu hacca Veda Hacci, bu hac esnasinda irad ettigi hutbeye de Veda Hutbesi adi verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imis gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat ta, Mina da ve bir gün sonra yine Mina'da olmak üzere arafe günü ile bayramin birinci ve ikinci günlerinde parça parça irad edilmistir (Tecrid-i Sarih, Terc. X, 396). Degisik yer ve zamanda irada buyuruldugu için de hutbe, birçok kisi tarafindan birbirinden farh sekillerde rivâyet edilmis; kisinin ya da grubun duydugunu digerleri isitmediginden, hutbenin tamaminin biraya toplanmasinda bu farkli rivâyetlerden yararlanilmis ve daha sonraki yillarda bu üç ayn yer ve zamanda buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak biraraya getirilmistir.

Rasûlüllah'in bu son haccindan bir yil önce nâzil olan Tevbe sûresinde, müsriklerin pis oldugu ve bu yildan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmamalari (et-Tevbe, 9/28) emredildigi için, Veda Hacci'nda Mekke'de sadece Müslümanlar vardi, hutbeyi de yalnizca Müslümanlar dinlemisti. Zaten Mekke'in fethinden sonra müsriklerin sayisi parmakla sayilacak kadar azalmisti. Rasûlüllah, Medine'den kendisiyle birlikte yola çikan yüzbin civarindaki ashâbiyla Mekke'ye haccetmek için geldiklerinde bir yil önceki uyari sebebiyle Mekke'de müsrik kalmamisti; çogunluk Müslüman olurken Mekke'yi terkedenler de vardi. Rasûlüllah, haccin bütün erkâmin bizzat kendisi yaparak Müslümanlara ögretmis, Islâm'in hac konusundaki emirleri de böylece tamamlanmisti. Islâm'in tamamlandigini bildiren bazi âyetler de bu Veda Hacci'nda nâzil oldu.

Cahiliye döneminde disaridan gelen hacilar Arafat'ta vakfeye dururken, Kureys esrafi diger insanlardan üstün olduklarini belli edercesine Arafat yerine Müzdelife'de vakfeye dururlardi. Rasûlüllah cahiliye döneminin bu sinif üstünlügüne dayali âdetini ortadan kaldirdi ve bütün hacilar gibi Arafat'ta vakfeye durdu. Rasûlüllah'a orada bu dinin tamamlandigi su âyet-i kerimeyle müjdelendi: "Ey Mü'minler, su küfreden müsrikler bugün dininizi söndürmekten ümidlerini kesmislerdir. Artik bundan böyle onlardan korkmayiniz; ancak benden korkunuz. Bugün dininizi kemale erdirdim; ve size ihsan ettigim nimetimi tamamladim. Din olarak da size Islâm'i seçtim"(el-Mâide, 5/3). Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnizca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer, bunun, Hz. Peygamber'in vefatinin yaklastigina delalet ettigini anlamislar ve gözlerinden yaslar akmisti. Gerçekten de bundan sonra Rasûlüllah seksen iki gün yasamis ve vefat etmistir.

Arafat'ta yüz binin üzerindeki haciya hitaben bir hutbe irad eden Rasûlüllah sesinin bütün hacilar tarafindan isitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabilerden bazilarini görevlendirdi. Rasulüllah'in sözlerini tekrar eden bu kisiler hutbenin bütün hacilar tarafindan duyulmasini sagliyorlardi. Devesi Kusva'nin sirtinda oldugu halde Rasûlüllah su hutbeyi irac etti:

"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha bulusamayacagim. Ey Insanlar bu günleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz nasil mübarek bir sehir ise; canlariniz, mallariniz, irzlariniz da öyle mukaddestir, her türlü saldiridan emindir. Ashabim! Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski dalâletlere dönüp birbirinizin boynunu vurmayin. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da isitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmis olur.

Ey ashabim! Kimin yaninda bir emanet varsa onu sahibine versin. Fa izin her çesidi kaldirilmistir, ayagimiz altindadir. Lakin borcunuzun aslin vermek gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme ugrayiniz. Allah'in emriyle faizcilik artik yasaktir. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayagimin altindadir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmuttalib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir.

Ashabim! Cahiliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen ortadan kaldirilmistir,' ilk kaldirdigim kan davasi da Abdulmuttalib'in torunu (yegenim) Rebîa'nin kan davasidir.

Ey Insanlar! Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden nüfuz ve saltanat gücünü ebedi surette kaybetmistir. Fakat bu kaldirdigim seyler haricinde küçük gördügünüz islerde de ona uyarsaniz bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan sakininiz.

Ey Insanlar! Kadinlarin haklarina riayet etmenizi ve bu hususta Allah' tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari Allah'in emaneti olarak aldiniz. Ve onlarin namuslarini ve ismetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz; onlarin, aile serefini koru mallari ve evlerinizi sizin hoslanmadiginiz hiç kimseye açmamalari, çignenmemeleridir. Eger onlar, razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi evinize alirlarsa onlari hafif bir sekilde dövebilir, azarlayabilirsiniz. Kadilarin da sizin üzerinizdeki haklari; örfe göre her türlü giyim ve yiyeceklerini temin etmenizdir. Ey mü'minler, size bir emanet birakiyorum ki siz ona simsiki sarildikça yolunuzu hiçbir zaman sasirmazsiniz. O emanet Allah'in kitabi Kur'ândir.

Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman müslümanin kardesidir ve bütün Müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, baskasina helal degildir. Ancak gönül hosluguyla verilen baska. Ashabim! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakki vardir:

Ey insanlar! Cenab-i Hak her hak sahibine hakkini vermistir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zinakâr için mahrumiyet cezasi vardir. Babasindan baskasina nesep iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina uymaya kalkan nankör, Allah'in gazabina, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanlarin düsmanligina ugrasin. Cenab-i Hak bu insanlarin ne tevbelerini ne de sehadetlerini kabul eder."

Rasûlüllah sözlerinin burasinda dinleyenlere sordu: "Ey insanlar! Yarin beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?" Ashab-i Kiram cevap verdi:

"Allah'in risâletini teblig ettin; risalet görevini yerine getirdin, bize vasiyyet ve nasihatte bulundun diye sehadet ederiz." Rasûlullah sehadet parmagini göge kaldirarak üç kez "Sahit o! ya Rab! Sahit o! ya Rab! Sahit ol ya Rab!" buyurarak Arafat'taki hutbesini bitirdi.

Hz. Peygamber günes batincaya kadar vakfede durdu. Tam buradan inmeye karar verecegi bir anda yukarida zikredilen Mâide sûresinin üçüncü âyeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Rasûlüllah yavas adimlarla Arafat'tan inerek Müzdelife'ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile aksam ve yatsi namazlarini birlestirerek kildi. Ve istirahata çekildi. Sabah olunca cemaatle birlikte sabah namazini kaldi ve ortalik iyice agardiktan sonra Müzdelife'den Cemretü'l Akabe mevkiine geldi. Seytan taslamadan sonra Mina'ya geçen Rasûlüllah burada da Veda Hutbesi'nin diger bölümünü irad etti. Allah'a hamdü senadan sonra devamla:

"Ey insanlar! Sizi Allah'in kitabina baglayan peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, ona itaat ediniz. Hac ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördügünüz gibi ifa ediniz. Öyle saniyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. " Rasûlüllah bundan sonra halkla sorulu cevapli sürdürdügü hutbesini: "Ey insanlar! Aylarin yerini degistirerek geri birakmak inkârda asiri gitmektir. Kafirler böyle yapmakla dogru yoldan saptilar. Allah'in haram kildigi aylarin sayisini uygun yapmak için, bir yil haram ayini helal, diger yil onu haram sayarlar. Böylece Allah'in haram kildigini helal kabul ederler. Zaman, Allah'in gökleri ve yeri yarattigi gün gibi ayni duruma döndü. Allah'in katinda aylarin sayisi on ikidir. Bunlarin dördü mukaddes (haram) aylardir ki üçü arka arkaya gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem, dördüncüsü de Cemaziyelahir ile Saban'in arasindaki Receb'tir. Ey mü'minler! Bu ay hangi aydir?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."-Zilhicce ayi degil midir?"-Evet Zilhiccedir."-Bu içinde bulundugumuz belde hangi beldedir?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.-Mekke Sehri degil midir?"-Evet Mekke'dir."-Bugün hangi gündür?

-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."Yevmü'nnahr (kurban kesme günü) degil midir?"-Evet yevmünahr'dir. Bu diyalogdan sonra Rasûlüllah sahabelere dönerek "Su halde iyi bilin ki; bu sehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün mukaddes (haram) oldugu gibi birbirinize kanlarinizi dökmek, mallarinizi haksiz yere olmak, namuslarinizi kirletmek de haramdir, her türlü saldiridan masumdur. Muhakkak ki, siz Rabbinize kavusacaksiniz, o zaman bütün bu islerden sorulacaksiniz. Ey Insanlar! Aklinizi basiniza alinda benden sonra birbirinizin boynunu vuracak sekilde dalâlete, vahsete düserek cahiliye devrine dönmeyin. Ey insanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunlari burada hazir bulunanlariniz burada bulunmayanlara teblig etsin. Olabilir ki, kendisine tebligi edilen kimse burada bulunup isiten bir kisim kimseden daha iyi anlayip bellemis olur" ardindan Rasûlüllah iki kez:"- Teblig ettim mi?" buyurdu.Sahabîler:-Evet ettin, deyince O;"Sahit ol ya Rab!" dedi ve tekrar hatirlatti: "Burada bulunanlar bulunmayanlara teblig etsin. "

Rasulüllah Mina'daki bu hutbesinden sonra kurban kesim yerine gelerek önceden hazirlanan yüz devenin altmis üçünü bizzat kendi kurban etti digerlerini de Hz. Ali kestikten sonra her deveden birer parça et alinarak pisirilip yenildi. Daha sonra tras olan Hz. Peygamber ihramdan çikti ve Kabe'yi tavaf etti. Ögle namazini da orada kildiktan sonra Zemzem suyunun yanina gitti ve kendisine sunulan bir bardak suyu içtikten sonra tekrar Mina'ya döndü. Rasûlüllah Mina'da geçirdigi tesrik günlerinde seytan taslama görevini yerine getirmis, bu arada çevresinde bulunan insanlara hutbeler irad buyurmustu.

"Allah'in yardimi ve fetih geldigi ve insanlarin dalga dalga Allah'in dirine girdiklerini gördügün zaman Rabbini överek tesbih et. O'ndan magfiret dile. Çünkü o tevbeleri çok kabul edendir" (en-Nasr, 11I/1-3) mealindeki Nasr sûresinin nâzil oldugunu duyan Müslümanlara, hem yeni nâzil olan bu sûreyi okumus hem de kendilerine nasihat ettigi hutbelerinden birini irad buyurmustur. Bu hutbesinde de yine Müslümanlarin mal, can, namus emniyetinden bahseden Rasûlüllah insan haklarinin temelini olusturan bu üç hakki tekrar tekrar ümmetine hatirlatmisti. Degisik yer ve zamanda irade edilen bu hutbeler, tek bir hutbe seklinde bütünlestirilmistir.

Hutbenin toplum hayatina getirdigi prensipler:

Incelendigi zaman Veda Hutbe'sinde Peygamber (s.a.s)'in baslica su noktalara degindigi görülür:

1- Her iste daima Allah'a hamd-ü sena etmek gerekir.

2- Nefis, insani her zaman serre yöneltmek ister. Bu sebeple nefislerin ser-inden de Allah'a siginmak lâzimdir.

3- Can, mal ve irz kutsaldir. Yasama hakki tabii bir haktir. Irz, seref, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet saldiridan korunmus haklardir.

4- Cahiliye gelenekleri kaldirilmistir. Insanlar alisa geldikleri kötü seyleri körü körüne yapmaktan vazgeçmelidirler.

5- Faiz haramdir.

6-Kan davasi gütmek haramdir.

7- Emânetler yerlerine verilmelidir. Emânete hiyanet

edilmemelidir.

8- Küçük büyük önemli-önemsiz her iste seytana uymaktan sakinilmalidir.

9- Kadinlarin ve erkeklerin karsilikli hak, vazife ve sorumluluklari vardir. Kadinlara nezâketle davranilacaktir.

1I- Hem kadin hem de erkekler zinadan siddetle kaçinacaklardir.

11- Köle ve hizmetçilere iyi davranilacaktir.

12- Bütün Müslümanlar kardestir. Her türlü sinif farklari ve ayricaliklar kaldirilmistir. Üstünlük fazilet iledir.

13- Zulümden sakinmak gerekir, halkin mali haksiz yere yenemez, birine ait bir sey sahibinin izni olmadikça baskasi için helâl olmaz.

14- Müslümanlar birbirleriyle savasmaktan sakinacaklardir.

15- Allah'in Kitâb'ina ve Peygamber'in sünnetine uyanlar asla sapikliga düsmezler.

16- Islâm sadeliginden ayrilmamak, asiriliklara sapmamak gerekir.

17-Hak Teâlâ'ya ibadet olunacak; bes vakit namaz kilinacak, oruç ayinda oruç tutulacak, Hz. Peygamber'in tavsiyelerine uyulacaktir. Bunlari hakkiyla yerine getirenlerin mükâfati cennettir.

 

 

 

GÜL YÜZLÜMÜZ

Çözemedim güldeki esrarı,,
Yüzünüzdeki hüznün sırrı gibi,

Yılların acısı çöreklenmiş yüreğinize,
Aradığınız vefaydı belki de...

Herkezden gizli bir tükenişi yaşamak,
Depremlerle yerle bir olurken gönül haneniz,
Yüzünüzde sahte gülücüklerle
Sahte bir mutluluğun tablosunu çizmek,
Belki de en usta ressamlık burada,
Gül yüzünüzdeki hüznün esrarında...

Bir ömür boyu bağlanmak birine,
Kendini feda etmek,
Yok olurken sevginde
Sevdiğinde tükendiğini görmek
İhanet olmasa da,
Dayanamaz hiç bir yürek bu vefasızlığa,
Gül yüzüne düşen hüzün bundandı bekli de....

.

.

.

                                                                                                                                                        

cehennem ateşi

 

Peygamberimiz (sas) Tebük seferine çıkarken Abdullah bin Ubey başkanlığındaki münafık topluluğu, - "Bu sıcakta harbe çıkmayın." demişlerdi. Onların bu tutumu karşısında, - "De ki cehennem ateşi daha sıcak." (Tevbe) ayeti nazil oldu. Evet burada Tebük seferi ALLAH'ın emirlerine uymadaki çile ve ızdırabı, Abdullah Bin Ubeyy de nefis ve İslam düşmanlarını temsil etmektedir. Öyle ki ALLAH'ın emirlerini yerine getirme (başta namaz kılma olmak üzere ALLAH yolunda bütün fedakârlıklara katlanma) ızdıraplı, çileli ve zordur. Ama unutulmamalıdır ki cehennemin azabı çok daha çetin ve çok daha şiddetlidir. Ya fani dünyada geçici çile, ya baki alemde tükenmez ceza! Tercih insanoğlunun.

 

 

 

bir gece

BİR GECE
Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü bir Öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrândı ki: Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabiî
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl, en sapa yerdi.
Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin.
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki Öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı O Mâsum,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti, evet, şer–i mübîni,
Şehbâlini, adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, O'nun vergisidir hep;
Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn O'na ferdi.
Medyûndur O mâsûm'a bütün bir beşeriyyet...
Yârab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.

.

HÜZÜN YILI   

Mekke döneminin en sikintili aninda Hz. Hatice ile Ebu Talib'in vefat ettikleri yil.

Peygamberligin onuncu yilinda Müslümanlar iktisâdî ablukadan yeni çikmislardi. Ebû Tâlib agir hasta yatiyordu. Ebû Talib Peygamberimizi bir amca olarak düsmanlarina karsi korumus ve Abdülmuttalib'in nüfuzunu kullanarak müsriklere ezdirmemeye çalismisti. Hatta Ebu Talib mahallesindeki müsriklerin kusatma sirasinda bile gece gündüz demeden Peygamberimizin kaldigi yerlerde nöbet tutturuyordu. Ancak müslüman olmamisti. Peygamberimiz ise kendisine çok iyiligi geçen amcasinin müslüman olmasini arzu ediyor, böylece ona sefâat etmeyi umuyordu. Bunu saglamak için hastaligi agirlasan ve ölüm Isaretleri, yüzünde belirmis olan Ebû Talib'in yanina girdi:

"Ey amcacigim: Ölümünden önce sehadet kelimesi getir ki, yarin mahserde Cenab-i Hakk'in yaninda senin müslümanligina taniklik yapayim" dedi.

Fakat Ebu Talib câhiliye âdetlerinin etkisi ve câhiliye kompleksi içinde davranmaktan kendini kurtaramadi. "Ben Abdü'l-Muttalib'in dini üzere ölüyorum. Kureys'in "ölümden korktu çekindi de yegeninin dinini kabul ediverdi demeyeceklerini bilsem, senin dinine inanirdim yegenim" gibi laflar söyledi. Hadis âlimleri, onun iman etmeden gittigini ve Peygamberimizin buna çok üzüldügünü kaydederler. Ancak Ibn Ishâk gibi tarihçiler onun ölürken o zaman henüz müsrik olan Abbas b. Abdü'l-Muttalib tarafindan sehadet kelimesini söyl ediginin isitildigini naklederler. Su kadar var ki, Islâm âlimleri hadisçilerin görüsünü tercih etmekle beraber yine de meseleyi Allah'in Ilmine havale etmislerdir.

Ebû Tâlib'in ölümünden üç gün sonra da Hz. Hatice, ruhunu teslim etmisti. Hz. Hatice annemiz, sevgili Peygamberimizin vefakâr hayat arkadasi idi. O, dünyada Peygamberimize Ilk iman eden kisi olmak bahtiyarligina kavusmus, en sIkintili zamanlarinda Rasûlüllah'i teselli etmis, desteklemisti. Peygamberimiz aci, tatli basina gelen bütün islerde onu hemen yani basinda bulmustu. Peygamberimiz, bu örnek Islâm kadinini kendi elleriyle kabrine indirdi.

Peygamberimiz, Hz. Hatice'yi takdirle ve rahmetle anardi. Onun hatirasina, çok hürmet ederdi. Hz. Ali'nin naklettigine göre Peygamberimiz, Hz. Hatice hakkinda söyle buyurmustur:

"Bu ümmetin kadinlarinin en hayirlisi Hatice'dir" (Müslim, Sahih, VII, 336).

Onuncu yilda pespese gelen bu Iki ölüm olayi Peygamberimizi ve müslümanlari çok üzdügü için bu yil Islâm tarihçilerince "hüzün yili, gam ve keder yili" olarak ifade olunmustur. Ebû talib, Kureys'in iskencesine karsi Peygamberimizi koruyor; Hz. Hatice ise teselli ediyor, sevgili esine daima yardimci oluyordu. Bu Iki seçkin Insanin ölümünden sonra Kureys müsrikleri Rasûl-i Ekrem'i güç durumlarda birakmak için baski ve zulümlerini daha da arttirdilar.

Iki musibetin, böyle bir biri pesi sira gelisi nedeniyle Peygamberimiz (s.a.s): "Bu ümmet üzerinde, su günlerde toplanan Iki musibetten, ben, hangisine en çok yanacagimi bilemiyorum!" demekten kendilerini alamiyorlardi.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) amcasi Ebû Talib'in vefatindan sonra günlerce evinden dIsari çikmamis ve hep evinde oturmustu. Pek az dIsari çiktigi olmustu.

Ebu Talib'in ölümünden sonra müsrikler için engel kalmamisti. Artik Peygamberimiz (s.a.s)'e çok rahat saldirabiliyorlardi .

Kizlarindan birisi, hemen kosup Peygamberimizin basindaki tozu topragi, aglaya aglaya yikarken, Peygamberimiz, "Kizim aglama! Aglama! muhakkak ki, Allah babani, koruyacak, savunacaktir. Kureys müsrikleri; Ebu Talib, ölmedikçe bana hoslanmadigim bir seyi yapmaga, pek muvaffak olamamislardi" buyurarak, Ebû Talib'in ölümüne üzüldügünü belirtmistir  

.

PEYGAMBERIMIZIDOGUMUPeygamberimiz Fil vakasindan 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri agarirken, Mekke'de dogdu.

PEYGAMBERIMIZ DOGDUGUNDA BAZI HADISELER VUKU'A GELDI

Peygamberimiz dogdugunda bazi hadiseler vuku a geldi,bunlardan bazilarini söyle siralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbegi kesik olarak dogdu. Peygamberimiz dogarken, çocuklarin yere düstükleri gibi düsmeyip ellerini ,yere dayamis basini semaya kaldirmis olarak dogdu.Peygamberimiz dogdugu zaman ,bir yildiz dogmus ve bilginler, bu yildizin dogdugu gece,Ahmed dogmustur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede dogdugunu yakinlarina bildirmislerdir.

Peygamberimiz dogdugu gece Kisranin sarayindan on dört serefe yikildi. Iranlilarin,bin yildan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su basti.Iran Sahi, Araplarin, ülkesini istila edecegini rüyasinda gördü,ve telasa düstü.

PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH

Peygamberimizin babasi Hz. Abdullah Kureys'in ileri gelen delikanlilarindan idi. Güzel yüzlü,iki gözü arasinda peygamberlik nurunu tasiyordu.Mekkenin bütün genç kizlari onunla evlenmek için can atarlardi.Babasina o kadar itaatliydi ki babasinin izinden hiç çikmazdi.Hatta birinde babasi Abdulmuttalip Allaha dua etmis ve "Allahim eger bana on erkek evladi verirsen onlardan birini senin için kurban edecegim"demis ,on evladi olunca da Allaha verdigi sözü tutmak için oglu Abdullahi kurban etmek istemistir.Oglu Abdullah babasina itiraz etmemis ve boyun egmistir Etraftan yapilan elestirilerle oglunu kurban etmekten vaz geçmis onun yerine 100 Adet Deve kurban etmistir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kisa bir müddet sonra gittigi ticaret kervanindan dönerken yolda hastalandi. Medine'de dayisi Beni Adiy bin. Neccarin yaninda bir ay hasta aldiktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettigi zaman Peygamberimiz henüz Anne karninda alti aylikti.

PEYGAMBERIMIZIN SÜT ANNEYE VERILISI

Yeni dogan çocuklari süt anneye vermek; Kureys ve sair Arap esrafinin adeti idi.

Bu da; kadinlarin kocalari ile daha iyi mesgul olmalarini ve çocuklarinda ,özellikle ,havasinin güzelligi, rutubetinin azligi ve suyunun tatliligi ile taninan yerlerde yasayan serefli kabileler arasinda, saglam vücutlu,siki etli, cesaretli yetismelerini ve düzgün, pürüzsüz konusmayi ögrenmelerini saglamak içindi.

Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yil iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke'ye gelirler,çocuklari alip götürürlerdi.

Peygamber efendimizi(A.S) Ben'i Sa'd b.Bekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.

Peygamberimizin Süt kardesleri sunlardir::

Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Seyma bint-i Haris.

Peygamberimizi Yetim oldugu için Arap kadinlari kabul etmemis; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmisti.Peygamberimizi aldiktan sonra Halime ve Ailesinin yasam tarzi bir anda degisti.

Bunlardan bazilarini Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;" 0çinde bulundugumuz kuraklik ve kitlik yilinda hiç bir seyimiz kalmamisti. Ben, kir merkebimin üzerinde idim.Yanimizda, yasli bir devemiz vardi,bize bir damla süt vermiyordu.

Üzerinde bulundugum merkebin agir yürümesi yol arkadaslarimi çileden cikartiyordu.Nihayet Mekke'ye varip emdirilecek oglan çocuklari aramaya basladk. 0çimizden hiç bir kadiin Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk. Çünkü, bizler emdirecegimiz çoçugun babasindan bahisse kavusmayi ve ondan armaganlar almayi bekliyorduk.

Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karsilastim,bana; Ismin nedir ?diye sordu.

Halime dedim. Bana;Ey Halime! Benim yanimda bir yetim çocugum var onu emzirmek için Beni Sa'd kabilesi kadinlarina teklif ettim öksüz oldugu için kabul etmediler. Sen kabul eder misin? Ben ,"bana biraz müsaade ette kocama bir danisayim"dedim.

Hemen kocamin yanina döndüm,ona haber verdim. Kocam izin verince Muhammedi aldim.

Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmis olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayif olan merkebimizi,yolda baska hiç bir binek hayvan geçememege,davarlarimiza inen süt hiç bir davara inmemeye basladi.

Peygamberin Çocuklugu daha degisikti. Daha iki Aylik iken,her tarafa yuvarlanmaya çalisiyordu.Üç Aylik olunca day durmaya çalisiyordu.Dört Aylik olunca, duvara tutunup yürüyordu.Bes Aylik olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu.Alti Ayi tamamlayinca, yürümeyi hizlandirmisti.Yedi Aylik iken her tarafa gidebiliyor,kosabiliyordu. Sekiz Aylik iken,konusuyor,konusulani anlayabiliyordu.On Aylik iken Ok atabiliyordu. Iki Yili doldurdugu zaman,oldukça, iri ve gösterisli bir çocuk olmustu.Onu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördügümüz hayir ve bereketten dolayi, Yanimizda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.

HZ.AMINENIN MEDINE ZIYARETI VE VEFATI

Hz. Amine Peygamberi de yanina alarak Medine'deki Neccar ogullarindan olan Dayilarini ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.

Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamli kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardi. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkinda takindiklari tavirlardan korkmaya basladi Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.

Hz. Amine, Mekke'ye gelirken, yolda hastalanip Evba köyünde durakladi.Basucunda duran Peygamberimizin yüzene bakti.Sonra da söyle hitap etti:

"Ey çekilen dehsetli ölüm okundan, Allah in lutfu ve yardimi ile yüz deve karsiliginda kurtulan zatin oglu!Allah, Seni,mübarek ve devamli kilsin! Eger rüyada gördüklerim dogru çikarsa,Sen Celal ve bol ikram Sahibi tarafindan,Adem ogullarina helal ve harami bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de, esirgeyecek,alikoyacaktir.

Her canli varlik ölecektir. Bende ölecegim.Fakat temelli anilacagim Çünkü, temiz bir ogul dogurmus,arkamda hayirli bir ani birakmis bulunuyorum demistir.

Ve hz. Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiginde 30 yaslarinda idi.

Dünyada,böylece Babasiz ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce Allah,hamisiz birakmadi: Önce dedesi Abdulmuttalibin yaninda, sonra da amcasi Ebu Talib-in yaninda kaldi. Peygamberimiz, sekiz yasina kadar, Dedesi Abdulmuttalibin yaninda,sekiz yasindan sonra da Amcasi Ebu Talib-in yaninda kaldi.

PEYGAMBERIMIZIN TICARET HAYATINA ATILISI

Kureysliler, öteden beri ticaretle ugrasirlardi. Ticaretle ugrasmayanlarin ise,ellerinde hiç bir seyleri bulunmazdi. Peygamberimizin de, hazreti Hatice hesabina ticarete baslamadan önce, ticaretle ugrastigi olmustur. Nitekim, Said b.Ebu Saib, Islamiyetten önce Peygamberimizin ticaret ortagi idi.Peygamberimizin,ticaret yapmak için, sermayesi olmadigindan,hazreti Hatice peygamberimizi ücretle tuttu ve Kureysilerden tuttugu, baska bir zatida, Peygamberimizin yanina katti. Hazreti Hatice yapacagi her sefer için, Peygamberimize, ücret olarak genç ve yigit birer erkek deve veriyordu. Peygamberimiz, Hazreti Hatice'nin ticaret Malini Sam'a götürmek için ,ilk defa dört tane erkek ve genç deveye anlastilar. Peygamberimizle Kervan halki Sam'a gitmek için yola koyuldular: Sam topraklarindan Busraya vardiklarinda peygamberimiz orada getirdigi bütün mallari çok karli bir sekilde satip alacaklarini aldiktan sonra,Mekke'ye yardimcisi olan Meysele ile birlikte geri döndü.

PEYGAMBERIMIZIN EVLENMESI

Peygamberimiz hazreti Hatice adina ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüs ve yardimcisi Meysele ile Peygamberimize evlilik teklif etmisti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureyslilerin en soylu kadinlarindan olan hazreti Hatice ile evlendi.

PEYGAMBERIMIZIN ÇOCUKLARI

Peygamberimizin, hazreti Haticeden,iki erkek çocugu,dört kiz çocugu dogmustur Isimleri söyleydi: Kasim, Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima ve Cariyesi Misirli Maria'dan dogan Ibrahim'dir.

KABENIN KUREYSILERCE YENIDEN YAPILISI VE PEYGAMBERIMIZIN HAKEMLIGI

Bir Kadin, Kabe Hareminde buhurdanlikta Öd agaci yaktigi sirada , buhurdanliktan siçrayan bir kivilcimdan Kâbenin kat kat olan örtüsü tutusup tamami ile yanmis, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevseyip çatlamis bulunuyordu. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskinlari ilede Kâbenin tabani ve duvarlari da iyice yikilacak duruma gelmisti.

Bunun icin,Kureysliler Kabenin duvarlarini onarip saglamlastirmak ve üzerinede,tavan çatmak istiyorlar,fakat, yikmaga kalkarlarsa azaba ugrayabileceklerinden korkuyorlar,aralarinda mesvere ediyorlardi.

Am bu sirada Rum tüccarlarindan birisine Ait olan insaat malzemesi yüklü bir gemi Cüdde sahillerinde parcalandi,bunu firsat bilen Kureysliler aralarinda yardimlasarak bu batan gemiden Kabe insaasi için gerekli malzemeleri almis oldular.Ve Kâbenin insaatina basladilar.

Hacerül Esved tasi yerine konulacagi zaman kabileler ,birbirleriyle anlasamadilar. Hatta isi okadar ilerlettiler ki aralarinda kavga yapmaya çok az bir zaman kaldi. Kureysiler, Bu is üzerinde, dört veya bes gece durdular. Sonra Kureysin yaslilarindan Ebu Ümeyye b. Mugire bir teklifte bulundu;

Teklifine göre ,mescidin kapisindan giren ilk kisi bu tasi koymak için hakem olacakti. Bütün kavmin ululari bu teklifi kabul ettiler.

Tam bu sirada peygamberimiz içeri girdi, bütün kureysliler el çirparak El-Emin'in hakemligine raziyiz dediler.

Peygamberimiz de hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kisi alarak Hacerul Esved-i bir beze koydurdu,ve onu konulacak yere getirttikten sonra besmele çekerek kendi elleriyle Hacerul-Esvedi yerine koymus oldu.

Kaynak: Islam tarihi

 

muhammed.gif

muhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gifmuhammed.gif

.

HASRETI GÖZUMDE TUTEN MUHAMMEDIM

 

 

 

Hasreti gözumde tuten muhammedim muhammedim 

Icerimde yanar sizlar  ´dermani yoktur derdimin´   

Askin alev alev benim  ´özlemi yakti sinemin´  

Öyle guzelsin ki nebiyy

Kurbanim sana ey rasul , hayranim sana ey rasul

 

Mevlamdandir tek dilegim nasib etsin de geleyim

Birkez ravzani göreyim

Kurbanim sana ey rasul , Kurbanim sana ey rasul

Askin alev alev benim  ´özlemin yakti sinemin´  

Öyle guzelsin ki nebiyy

Kurbanim sana ey rasul , hayranim sana ey rasul

 

Beni gören mecnun diyor, sana sevdami bilmiyor 

Gözlerimden yas dinmiyor

Kurbanim sana ey rasul , Kurbanim sana ey rasul

Askin alev alev benim  ´özlemi yakti sinemin´  

Öyle guzelsin ki nebiyy

Kurbanim sana ey rasul , hayranim sana ey rasul

 

 

 

 

Geldi gecdi ömrum bosa allaha kul olamadim

Geldi gecdi ömrum bosa mevlaya kul olamadim

Uydum nefse o seytana allaha kul olamadim

Akitmadim gözden yasi koymadim secdeye basi

Aldatti dunya telasi allaha kul olamadim

Aldatti dunya telasi mevlaya kul olamadim

Anladimki dunya yalan yoktur burda baki kalan

 Bir metre bezmis lazim olan allaha kul olamadim

Acan ciceklere meyve verilmiyor muhammedsiz

Haktan gelen derde deva bulunmuyor muhammedsiz

Uzak cennetin yollari ucar mutteki kullari

Cennette tuba dallari savrulmuyor muhammedsiz

Cok mesguluz kur’an ile seherlerde piran ile, dua ile

Son nefesde iman ile gidilmiyor muhammedsiz

Son nefesde iman ile ölunmuyor muhammedsiz

Fakir kulun sana asi silinmez kalbinin pasi

Gönullerde allah aski bulunmuyor muhammedsiz

 

                 Ala rasulina salevat

 

 ALLAHUMMESALLIALA SEYYIDINA MUHAMMEDIN VE ALA ALI SEYYIDINA MUHAMMED

 

 

 

 

 

bakara suresi

Efendimiz'e dil uzatanin âkibeti

Fars'in reisi (Kisra, M.K.) Efendimiz (sav.)'den gelen mektubu okur okumaz parçalayip atmisti. Efendimiz (sav) de bu durumu sahâbîlerine haber vermis ve "Benim mektubumu parçaladi, Allah (cc) da onun saltanatini paramparça edecek " buyurmustu. Çok geçmeden kendi öz oglu onu paramparça etti. ve daha sonra da saltanati parçalanarak Peygamberimiz (sav)'in sahâbîsinin (Sa'd Ibn-i Ebî Vakkas, M.K.) ayaklari altinda kaldi. O'na dil uzatanlarin âkibeti hep Fars krali gibi olacaktir. Bugün olmasa da yarin bu hakikat görülecektir... 

.

,,

 

DECCAL

 

 

  

DECCAL NASIL TANINIR?

Son günlerde özellikle Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar ve oluşan gerilim ortamı, hadislerde fitnesinin tüm dünyayı saracağı haber verilen Deccal’in çıkışının gerçekleşmiş olabileceğinin bir işaretidir. Peki tüm fitnelerin arkasında sinsice gizlenen Deccal nasıl tanınır?

Deccal kelimesi pek çok kişi tarafından duyulmuş olsa da ne anlama geldiği tam olarak bilinmeyebilir. Çünkü insanların büyük bir bölümü bu konuda çok sınırlı bilgiye sahiptir. Oysa Deccal, Peygamberimiz (sav)’in kıyamet gününün yaklaştığına işaret eden hadislerinde, hakkında çok fazla detay verilen son derece önemli bir kavramdır. Bu yazının amacı da Deccal’i hadislerde bildirilen tüm özellikleriyle tarif etmek, Peygamberimiz (sav)'in dikkat çektiği bu şeytani gücün yakından tanınmasına vesile olmaktır.

-Deccal kelimesinin anlamı nedir?

Arapça bir kelime olan Deccal, “yalancı, hilekar; zihinlerde, iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran;  bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen; her yeri dolaşan kötü ve uğursuz kişi” gibi anlamlara sahiptir.

Hadislerde geçen Deccal kavramı neyi ifade etmektedir?

Deccal kavramı, Ahir Zamanda gelecek olan Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin karşısında yer alıp, inkarın insanlar arasında yayılması için mücadele edecek, insanları kötülüğe sürükleyecek en büyük negatif gücü ifade etmektedir. Hadislerde genelde bir kişilik olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete yönlendiren, şeytani özelliklere sahip ve insanları zulme uğratan bir ideoloji de olabilir. Nitekim Deccal’i anlatan pek çok hadiste çeşitli benzetmelerle tarif edilen özellikler, bir ideolojinin özellikleri olarak değerlendirildiğinde netlik kazanmaktadır. Bu durumda insanları inkara sürükleyen, din ahlakından uzaklaştıran, insanlar arasında fitne ve kargaşa çıkmasını sağlayan her türlü ideoloji ve düşünce sistemi, Deccal’i temsil etmektedir. Deccal'i temsil eden bu sistem genel olarak Deccaliyet olarak isimlendirilmektedir.

         EY GÖNÜL
  Bakmayın yüzümün karanlığına
  Biraz bilal' den biraz ömer'dendir
  Biraz toprağımın renginden
  Belki de günahımın eseridir
  Örtüm hz.fatma'dan hz. sümeyye'den emanettir
  Hor görmeyin sadkatim aslımın gereğidir
  Ağlasa da örtüm o benim şerefimdir
  Bir ezan sesinde inliyorsa mekan
  Bilal'ler ölmemiş dirilmiştir
  Bir ses duyulursa ukba'dan
  Mushab'ın tövbesinin sesidir
  Ağlıyorsa arzda her bir yürek
  Peygambere özlemin ifadesidir
  allah'a gitmek isteyen gönüllerin belirtisidir 

aşk duası

Ask Duası   

Rabbim

Bir insan koy kalbime

Ama o insan seninde sevdigin olsun

 myspacemyspacemyspace

Onunla el ele tutustugumuzda

Ikimizin uzerinde Senin elin olsun

Bana öyle gözler göster ki

Ben o gözlerden sana bakayim

myspacemyspacemyspace 

Bana öyle bir sevgili ver ki

O gözler cennete acilan iki pencere olsun

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki

Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim

myspacemyspacemyspace  

Öyle bir sevgili verki bana

Ona sarildigimda kainat bize baksin

Birbirine sarilsin

myspacemyspacemyspace 

Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin

Bize bakip seytan Adem'e secde etsin

Günah sevap ugruna kendini feda etsin

Olüler birer birer uyansin sevgimizle

myspacemyspacemyspace 

Bize öyle bir sevgi ver ki Rabbim!

Sevgimizde Muhammed sevilsin

myspacemyspacemyspace 

Öyle sevelimki birbirimizi

Hz. Hatice göklerden bize seslensin

Ve desin ki;

"Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayiz.

myspacemyspacemyspace 

Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..

Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatıyor

myspace 

 
Photo 1 of 1

medine nur

No list items have been added yet.

ZİYARET ETTİYİNİZ İÇİN TEŞEKÜR EDERİM DİN KARDEŞLERİM

 

Ya Rabbi sen bizlerin bütün noksanlığını, gizli günahlarımızı, bütün hatalarımızı  biliyorsun; ne olur bizleri bağışla...Rabbim günahlarımızı bağışla.bizleri razı olmadığın bütün davranışlardan muhafaza eyle.Bizlere mağfiret et Allahım...verdiğin güzel nimetleri geri alma Allahım...amin...

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
mana yolcusuwrote:
Feb. 8
ecidalwrote:

Cum'a nız Mübarek Dua'larınız Kabul
Yaşantınız ALLAH Yolunda Ve Hayırlar İle Dolu Olsun
İNŞAALLAH....

"Kim Cuma günü bana salavat getirirse,


kıyamet gününde ona şefaatim hak olur"..(Hadis-i Şerif)


Elhamdülillahi Rabbil alemin
Esselatu vesselamu aleyke Ya Resulullah
Esselatu vesselamu aleyke Ya Habiballah
Esselatu vesselamu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahirin...                                                                                                                  1. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.

2. Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

3. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O, azîzdir, hakîmdir.

4. Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

6. De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım)!

7. Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

8. De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

11. Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

YA VEDUD AŞKINA TALİBİM

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED

NAMAZ İLE SABIR

DÛA EDER VE BEKLERİZ
SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OL
Feb. 6
ecidalwrote:


                                                          Allah'ı Aşkla Sevmek

Allah'ı aşkla sevmek, Allah sevgisinin dünyadaki diğer tüm sevgilerin üstünde en şiddetli, en yoğun ve sürekli artan bir biçimde yaşanması, kalplerde hissedilmesidir. Allah'a kavuşmak için özlem duymak, O'nun Zatına ve yarattıklarına karşı güçlü bir sevgi beslemek ve bütün kainatı sevgi gözüyle kucaklamaktır. Saymaya güç yetiremeyeceğimiz nimetlerine karşı olan hayranlığımızın ve şükrümüzün bir sonucu olarak Yüce Allah'a coşkulu bir aşk ile kalpten bağlanmaktır. En çok O'na güvenmek, sadece O'nu yüceltmek, sadece O'nu hoşnut kılmaya çalışmak ve yalnız O'nu dost edinmektir.Kuran'da Hz. Musa'nın Yüce Allah'a olan sevgisi ve O'nu razı etme isteği şu şekilde bildirilmiştir:

"Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa? Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim." (Taha Suresi, 83-84)

Peygamberlerin Allah Sevgisi

Peygamberlerin ve salih müminlerin Allah'a derin bir sevgi bağı ile bağlandıkları, Kuran'da çeşitli ayetlerde şu şekilde haber verilmektedir:

"Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi." (Nahl Suresi, 120)

"İşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)dan, İbrahim ve İsrail (Yakup)'in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah)'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar." (Meryem Suresi, 58)

Bununla beraber Yüce Allah, pek çok peygamber ve salih müminin Kendi Katında yakınlığı bulunduğunu bildirmiştir. Bir ayette Allah'ın Hz. İbrahim'i Kendisine dost edindiği şöyle haber verilmektedir:

"İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel dinli kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir." (Nisa Suresi, 125)

Kuran ahlakının en güzel temsilcileri olan peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanarak Yüce Allah'ı onlar kadar çok sevebilmek iman edenler için mümkündür. Allah'ın iman etmiş tüm samimi kulları, Allah'a karşı böylesi içli bir sevgi duymayı Allah'tan dileyebilir ve hayatını bu amaca uygun bir biçimde düzenleyebilir. Gösterilecek çabanın temelinde ise samimi şekilde dua etmenin ve gönülden Allah'ı zikretmenin bulunması gerektiği unutulmamalıdır. Yüce Rabbimiz bir ayette "…Beni anın, Ben de sizi anayım…" (Bakara Suresi, 152) şeklinde buyurmaktadır.

En Güzel Örnek, Hz. Muhammed (sav):

İman edenler için en güzel örnek sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'dir. Her Müslüman için, Kuran ayetleriyle birlikte, Peygamberimiz (sav)'in hayatı, sözleri ve nasihatleri en önemli rehberdir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Allah'a daha da yakınlaşmak, O'nun sevgisini kazanmak için ettiği bir dua, Allah'a duyulan sevginin önemini anlamamız açısından bizlere güzel bir örnek oluşturmaktadır:

Resulullah bir kere dua ederken şöyle buyurdu: "Ya Rabbi! Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve beni Senin sevgine yaklaştıracakların sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana hararetten, susuzluktan yananların, soğuk suya kavuşmasını istemelerinden sevgili kıl. (İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, s. 594 ((2) VI/253) ((5) VI/253))

Peygamberimiz (sav) sevgiyi tavsiye eden bir hadisinde ise "Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için sevin." (Tirmizi; İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4, s.594) şeklinde buyurmuştur.

Öte yandan diğer tüm peygamberler ve büyük İslam alimleri de müminlerin yol göstericisidir. Bu kıymetli insanların hepsinde dikkat çeken ortak özelliklerden biri ise Yüce Allah'a olan kuvvetli bağlılıkları ve sevgileridir. Bu sevginin en önemli göstergelerinden bazıları şunlardır:

Allah'ı sürekli anmak, samimi bir dua, derin ve içli bir sevgi, saygı dolu bir korku, durmaksızın Allah'ın üzerlerindeki nimetini, lütuf ve ihsanını hatırlama, Rabbimiz'i tesbih edip yüceltme, her durumda O'na sığınarak yardımı O'ndan isteme, yalnızca O'nun rızasını arama, her zaman ve her durumda O'ndan razı olma, O'nu hoşnut kılmaya gayret etmektir                                                                                            ALLAH A EMANET OL SELAM VE DUA ILE

Feb. 2
ecidalwrote:
  KİBİRLİLER
Kibir; kendisini üstün görme, büyüklük demektir. Kur'ân'da ki anlamı; insanın kendisini başkalarından üstün olmadığı halde, diğerlerinden daha üstün görme hastalığıdır. Kibrin zıddı ise, alçak gönüllü manasına gelen tevazu'dur. İnsanlar arası münasebetler de insanları küçük görmek, kendini beğenmek, övmek, böbürlenmek o kimsedeki büyüklük kuruntusu'nun sergilenmesidir. Bu durum Cenâbı Allah ve kullar tarafından hiç de hoş karşılanmaz.

Kur'ân, kibirlenenlerin ilk temsilcisi olarak, şeytanların atası İblis'i gösteriyor. O, büyüklük kuruntusuna kapıldığı için, Cenâbı Allah'ın huzurundan kovulmuş ve isyankâr olmuştu. Kibirlenmenin ileri hallerinde o kimsenin Cenâbı Allah'a karşı Kur'ân ayetlerini inkârı, yalanlaması, ibadetten uzaklaşması v.s. gelir. Bu da maalesef büyüklük hastalığından kaynaklanmaktadır ki, insan için çok kötü bir netice ile sonuçlanır. Mutluluğa ve kurtuluşa götüren gönül penceresi mühürlenerek kapanır, dolayısıyle dünya sınavı da o kimse için kaybedilmiş olur.

ALLAH KİBİRLİLERİ SEVMEZ

16/23: ... Şüphesiz Allah, kibirlileri sevmez.
25/21: ... Onlar, kendi benliklerinde kibre kapılmışlar ve azgınlıkta çok ileri gitmişlerdir.
46/20: ... Yeryüzünde haksızlıkla büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmanız karşılığında alçaltıcı bir azab göreceksiniz.

Allahü Teâlâ; kendini beğenen, öğünen, böbürlenen, insanlara tepeden bakan kibirlileri şüphesiz ki sevmez. Onlar, Cenâbı Hakk'ın lânetini hak etmişler, büyüklük taslamışlar, yoldan çıkmalarına karşılık da azab ile ceza görmeleri kaçınılmaz olmuştur.

KİBİRLENEREK YÜZÜNÜ ÇEVİRME

17/37: Yeryüzünde büyüklük taslayarak yürüme. Çünkü sen; ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin.
31/18: İnsanlardan kibirlenerek yüzünü çevirme, Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah; kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla beğenmez.

Bütün varlıklar Cenâbı Allah'ın sonsuz isim manalarının karışık oluşarak yoğunlaşmasından meydana gelmiştir. İnsanların Cenâbı Allah'tan kaynaklanan bir yaratılış sebebi, bir oluş sırrı vardır. Onları küçük ve hor görerek kendi benliğini büyük görmek, ne kadar sakat ve yanlış bir düşüncedir. İnsanlar; yaratılış gerçeklerini anlayış içinde olmalı, sonsuz, büyük ve yüceliğe lâyık Mutlak Varlık'tan başkalarının, ancak O'nun tarafından bir gizli sebep ile yaratılmış olduğu hakikatini hiçbir zaman unutmamalıdır. İnsanlara; yukarıdan bakmak, hor görmek, alay etmek ile değil, ancak sevgi ve hoşgörü ile yaklaşılmalıdır.

KİBİRLENENLERİN İLK TEMSİLCİSİ

2/34: O zaman Biz meleklere: "Adem'e secde edin." demiştik, onlar derhal secde ettiler. Ancak İblis secde etmedi, yüz çevirdi, kibrine yediremedi, kâfirlerden oldu.
38/75-77: Allah buyurdu ki: " Ey İblis! Benim kudretimle yarattığıma secde etmemene ne mani oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun? " İblis dedi: " Ben, daha hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın. " Allah buyurdu. " Hadi çık oradan. Sen kovulmuş birisin. "

İblis; Cenâbı Allah'ı inkâr ettiği için değil, büyüklük kuruntusuna kapılarak itaatsizlik ettiği için huzurdan kovulmuş ve kâfirlerden olmuştu.

KİBİRLENEREK İBADETTEN UZAKLAŞANLAR

4/172: ... Her kim O'na ibadetten çekinir ve kibirlenirse, bilsin ki O, hepsini Kendi huzuruna toplayacaktır.
39/59: Ey İnsanoğlu! Ayetlerim sana gelmişti de onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun!
40/60: ... Kibre saparak Bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.

Ayetlerden; insanlara hayatlarını bahşeden Allahü Teâlâ'ya ibadet etmekten alıkoyan sebebin, büyüklük hastalığı olan kibir ve gurura saplanmak olduğu anlaşılmaktadır. Oysa bazıları; " Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. " atasözünün sırrına ulaşamamışlar, kendilerine hayat ve her türlü nimetleri veren Yüce Yaratıcı'larına karşı minnet ve şükran duyguları ile teşekkür, itaat ve ibadetin yerine getirilmesi olduğunu bilmek istememektedirler. Secde 32/15: " Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç kibirlenmeyerek Rablerini hamd ve tespih ederler. " Allahü Teâlâ'nın kimsenin ibadetine de ihtiyacı yoktur. Kulluk eden kendisi için etmiş olur. Herkes kazandığının karşılığını bulacaktır. Zümer 39/41: " Biz insanlar için sana (Hz. Muhammed), hak ile Kitab'ı indirdik. O halde, kim doğru yola gelirse kendi lehinedir, kim de saparsa kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerinde vekil değilsin. "
PEYGAMBERLERİN KİBİRLİLERE SAVAŞI

20/42-44: Sen (Hz.Mûsa) ve Kardeşin (Hz. Harûn) ayetlerimi götürün... Firâvuna gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir.
23/45-46: Sonra Mûsa'yı ve kardeşi Harûn'u mucizelerimizle ve açık delillerle gönderdik. Firâvuna ve Kodamanlarına. Ancak onlar kibirlendiler, çünkü kendilerini büyük gören bir topluluktu.
71/7: (Hz. Nûh) Ben topluluğumu, af etmen için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler ve uzaklaşmakta ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.

Peygamberlerin de kendi topluluklarında bulunan, kibirli kimselerle savaşı çetin olmuştur. Onlar, kibir perdesi ile gerçekleri görememişler bir çoğu da eğri yollarında ısrar etmişlerdir. Muhakkak ki neticede insanlar, kazandıklarının karşılığını bulacaktır.
KİBİRLİ KALPLERE MÜHÜR

40/35: ... Allah, tüm zorba, kibirli kalpler üzerine işte böyle mühür basıyor.
7/146: Yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslayanları, ayetlerimizi (anlamaktan) uzaklaştıracağım. Onlar hangi mucizeyi görseler ona inanmazlar. Doğruya varan yolu görseler, onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler... Onlar, ayetlerimizi yalanlamayı adet edinmişlerdir...

Kur'ân'da; inkâr etmeyi, ayetleri yalanlamayı, zulüm ve azgınlığı, kibirlenmeyi adet haline getirenler için kalbin mühürlenmesi ifadesi yer almaktadır. Cenâbı Allah; azgınlığı adet haline getiren, aşırı giden kullarından ümidini keserek onların kalbini mühürlemektedir. Bu işlem, insanın dünya'daki sınavı kaybetmesinin bir sonucudur. Artık o kul doğru yolu ne görebilir, ne anlayabilir ve ne de hissedebilir. Böylece haddi aşan kibrin esiri günahkârlar, kendilerine tayin edilmiş bir süreye kadar sapıklıklarına devam ederler. Onlar için alçaltıcı bir azab hazırlanmıştır. Zümer 39/60: " ... Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok. "                                          SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OL 

Jan. 27
mana yolcusuwrote:

 

Alıntı

Konuşulan konu FİLİSTİNE DUA KAMPANYASI
FİLİSTİNE DUA KAMPANYASI
Ev sahibi: MANA YOLCUSU
Tarih ve saat: 30 Aralık 2008 Salı saat 19:45
Bu etkinliği Windows Live'da göster

 

 

 

 

 

  
İlgili aramalar: müzik - mana yolcusu -  yarayan -  kanamız -  filistin
Jan. 6

DE Kİ:EY KİTAP EHLİ GERÇEĞİ GÖRÜP BİLDİGİNİZ HALDE NİÇİN ALLAHIN YOLUNU EĞRİ VE ÇELİŞKİLİ GÖSTERMEYE YELTENEREK İNANANLARI

ALLAHIN YOLUNDAN ÇEVİRMEYE KALKIŞIYORSUNUZ ALLAH YAPTIKLARINIZDAN HABERSİZ DEGİLDİR